Evrensel Müzikte Tek Lider
 
AnasayfaAnasayfa  Son EklenenSon Eklenen  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 KERBELA’NIN, RESULULLAH’A (S.A.A) NiDASI!

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
AYISIGI

avatar

Mesaj Sayısı : 247
Points : 746
Kayıt tarihi : 10/05/10

MesajKonu: KERBELA’NIN, RESULULLAH’A (S.A.A) NiDASI!   Salı Mayıs 11, 2010 9:40 am

Esselamu aleyke YA RESULLLAH!, Esselamu Aleyke YA NEBİAllah!, Esselamu Aleyke YA RAHMETEN-LİL ALEMİN!!.
Ey efendim, Bela yeri olan kerbeladan, utanaraktan,sıkılaraktan ve de ağlayaraktan bu selamları sana gönderirken ; mürekkebim; evladın,gözünün nuru, aşk yolcularının kıblesi, insanlık öğretmeni, izzet, adalet ve özgürlük rehberi, Hüseyinin kanı; kalemim ise ,tevhid cephesinin alemdarı, susuzların sakisi ,Ebul-Fazl Abbasın kollarıdır.
Aşura günü ağladım; fırat suyumla, gökyüzümle,ağaçlarımla, taşlarımla ve kum taneciklerimle.



Ey Mevlam!; Tasua gecesi, Zifiri karanlığımda seherin vaktinde can
paren, hüseyinin maşukuyla olan raz-u niyazına şahit olan benim kum
taneciklerimdi.
Belki de bu kelamları yazmamda bu şeref bana cesaret
vermektedir.
Batıl ehli, kum tanelerimin üzerinde gezerken kum tanelerim
bu utançtan ölüp,ölüp dirilmekteydiler.
Senin evlatlarının at koştururken
ise sanki adiyat süresi yeniden nazil olurmuşçasına ,sevinmekteydiler bu
atların ayaklarının tozu olmaktan gurur duymaktaydılar.
O gün senin
kızlarının çadırları yanarken aslında bendim yanan kum çölümde.
O yere
düşen ateşler benim bağrıma düşmekteydi.
O musibet günü o kadar
şiddetliydi ki insanlara inat, taşımda kan ağladı kum tanelerimle beraber
,gökyüzüm yağmur yerine kan kustu fıratın suçlu olan sularına.Ah
efendim, sahi sen neredeydin..
O mübarek kanları bedenine alan da ben idim.Bu kanlarıyla İslam’a
yeniden hayat verecek evlatlarını ve onların yarenlerini senin yerine ben
kucakladım.

Ey Mevlam!,derdim ve acım o kadar büyük ki ancak bunları seninle
paylaşarak biraz rahatlayabilirim.
Bela çölümde, bendim o minik
yavruların çığlıklarına şahit olan , kollarım yoktu ki uzatıp onlara teselli
vereydim, senin yerine bağrıma ben basaydım,başlarına el
çekeydim.
Fakat ben onlara nasıl teselli verebilirdim ki, fırat suyumdan,
islamın minik fedaisi!
Ali Asgere, rugayene bir damla su verememişken.
O gün benim için ne kadarda utanç doluydu. Bu yavrulara inat, suyumdan,o
zalimler kana, kana içerlerken..
Rugayyenin; aşura günü babasını attan indirerek ayaklarına sarılışı, babacığım!,babacığım! nidası halen kulaklarımda çınlamaktadır.
O minik yavrunun gözlerinden dökülen inci
tanelerini toplayan da bendim .
Hüseyinin sancaktarı, Ebul -Fazl Abbasın kolları kalem olup attan düşerken ona kucağını açan ve de bağrına basan kanlara boyanmış kum tanelerimdi.
Evladın hüseyinin ; onun şehadetinde "İşte şimdi belim büküldü kardeşim!" sedasında,onunla beraber benimde belim büküldü.

Ey Habibim!; Aşura günü zalimler bağrışmaktaydı. Kaçın! ,kaçın!
Resulullah geldi diye.
Bu haykırışlarıyla aniden ilkindin, çok sevinmiştim
birden. Gerçekten sen mi idin gelen?
Birde baktım ki savaş meydana gelen Ali Ekberin idi.
Herşeyi ile seni andıran; kokusu,yürüyüşü ,siması konuşması ve de heybetiyle .
O Ali Ekber ki , babası Hüseyin sorarken oğlum ölümü nasıl bilirsin?
O buyurmaktaydı:
"Hak yolunda olduğumuz
için ölümden asla korkumuz yoktur."cesaret ve şecaat serzenişini
duymaktaydım.
Evet senin evlatların ve onların yarenleri ölüme böyle
koşarcasına gitmekteydiler.
Senin gerçek mirasçıların olarak İslam için
kendilerini feda etmekteydiler bir an gözlerini kırpmadan, adete birbiriyle
yarışmaktaydılar,ölümü öldürmek için, dirilmek için ve de sana kavuşmak
tek arzularıydı.

Ey Mevlam!; Bu azgın ve insaniyet namına her şeylerini
kaybeden ,vahşi bu batıl topluluğun tekbirlerle!!!
Şehit ettikleri aslında
enbiyalardı ve de sendin.
Ey benim sahibim sen!.
Bu ahmak, vahşi,
basiretsiz, bedenleri haramla oluşmuş ,gözlerini dünya hırsı bürümüş,
şahsiyetsiz, şeytanlaşmış, cehennemin yakıtı olan bu insanlar nede kötü
ve nede zalim insanlardı.
Bunlara vasiyette bulunmuş olsaydın ki
evlatlarıma zülmedin bu kadarını yapamazlardı!

Ey Seyyidim!; Aşura günü savaşın en kızıştığı zaman da ,canlı
kuran Hüseyinin ,son namazına şahit olan bendim efendim.Kerbela
kahramanı son mesajını vermekteydi senin evladın, namaz! ,namaz !
buyuraraktan.
O son gece aşık ile maşukun muhabbetine,senin ümmete
emanet olarak bıraktığın iki ağır emanetlerin olan Hüseyinle Kur’an’ın
hasbi-haline şahitlik yapan da bendim.
Rabbi ile münacatı ,niyazı oda
senin gibi çok sevmekteydi.
Aman Allah’ım o ne samimiyetti o ne marifetti öyle.
Kerbela zindanında,şecaat, cesaret, sabır ve rıza abidesi, o iffet ve takva sembolü; babasının süsü olan Zeynebin ,artık esaret zincirlerin süsü olmuştu benim topraklarımda.
Zeynebinin metanetine, mücadelesine ve de kan akan göz yaşlarının tanığı da de bendim.

EY Mevlam! ; O ne tahammülü zor musibet di , öyle ki bendeki
taşlar bile dayanamadı.
Ama senin zeynebin tahammül etti.
Senin dininin mesajını götürmek için, dine yeniden hayat bulduracak Hüseyinin kanını anlatmak için.
O azgın topluluk senin mahremin olan çadırları yakmaya gelirken, Hüseyinin , Muhammed-i sesiyle seslenmekteydi alçaklar.
Allah’a inanmıyorsanız bari bu dünyada hür insanlar olun..
O an çok sevinmiştim.
O insanların yerinde olmadığıma bir çöl olduğuma mutlu
olmuştum..
Seninle hayat bulan, insanileşen o zalim topluluk
koşuşmaktaydılar ve üşüşmekteydiler , senin evlatlarının üzerindekilerini
ganimet almak için.
Ne kadarda alçaktılar ve aşağılıklardı.
Gerçekten bunlar insan mıydı?.
Yoksa hayvandan daha aşağı seviyede
kiler miydi?.
Bunu anlamak çokta ta zor değildi.
Çünkü her şey aleniydi ve
aşikardı .


Ey Mevlam!; Hüseyin ve yarenlerin kanıyla kutsallaşan toprak
benim toprağımdı.
Artık ,hasta gönüllere şifa olan ben idim.
Bundan böyle hidayeti arayanlar için yegane adres neynevaydı.
Rabbine yakınlaşmak isteyenler ,secdenin tadını almak isteyenler ve de yakınlaşmak isteyenler ,alınlarını benim şehadet toprağıma koymaktadırlar.

Ey Efendim!, Hüseyin denince akıllara ben ,kerbela denince de
Hüseyin gelmektedir.
O günden Sonra;vefa,onur,izzet ,yiğitlik,sadakat ve
de aşk denince hatırlanan, belleklere ilk gelen bendim artık.ben
KERBELA’!!!…
Hak yolunun yolcularına ve şehadet mektebinin talebelerine yegane bir sembol oldum.
Artık, bundan böyle her gün aşuraydı ,her yerde kerbela.

Ey Mevlam!, Bende bekleyenler gibi beklemekteyim bu günün
intikamını alacak olan, eba salihi, sahibel zamanı olan evlad-ı
Hüseyini.
Tüm hazırlıklarımı yaparaktan ve de muhabbet dolu gönlümü ona
yönelterekten.
Ey varlık sebebim,mahşer günü şahitlik yapmak için seni
bu büyük emanetlerini,büyük bir şerefle bağrımda saklamaktayım.
Son
sözüm şudur efendim, senin ciğerparen, ruhun ve evladının ,öptüğün o
mübarek dudaklarından ve boğazından en son öpen bendim.Selam olsun
doğduğun güne,öldüğün güne ve de dirileceğin güne!...





SELAM OLSUN O'NA (S.A.A) ve ONUN EHL-İ BEYTİNE (A.S.)
YAZIKLAR OLSUN EHL-İ BEYT'E ZULMEDENLERE; yezide & yezidilere...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
KERBELA’NIN, RESULULLAH’A (S.A.A) NiDASI!
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Ehli Beyt aleyhisselam-
Buraya geçin: