Evrensel Müzikte Tek Lider
 
AnasayfaAnasayfa  Son EklenenSon Eklenen  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 İslam Dininde Mead İnancı

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
AYISIGI

avatar

Mesaj Sayısı : 247
Points : 746
Kayıt tarihi : 10/05/10

MesajKonu: İslam Dininde Mead İnancı   Salı Mayıs 11, 2010 10:14 am

İlahi dinlerin sonuncusu ve en mükemmeli olan İslam dininde hiçbir şeye mead ve kıyamete inanmak meselesi kadar önem verilmemiştir. Hemen hemen Kur'an-ı Kerim'in her sayfasında bir veya birkaç ayet doğrudan veya dolaylı olarak kıyamet gününe değinmiştir. Kur'an-ı Kerim'in iki bine yakın ayeti doğrudan veya dolaylı olarak mead konusu ile ilgilidir.

Kur'an-ı Kerim çeşitli açılardan mead meselesini ele alıyor. Bazı ayetlerinde mead konusunun akıl açısından mümkün olduğunu vurguluyor, bazı ayetlerinde onu zorunlu kılan delilleri zikrediyor, bazı ayetlerinde meadı inkar edenlerin herhangi bir burhan ve delile dayanmaksızın sırf kendi heva ve heveslerine meydan bulmak gayesiyle onu inkar ettiklerinden söz ediyor, bazı ayetlerinde de mead inancının bütün ilahi dinlerin temel inanç esası olduğunu ortaya koyuyor.

Bilahare Kur'an-ı Kerim, bir çok ayetinde kıyamet gününün vuku bulacağından şüphe etmenin imkansız olduğunu bildiriyor. "Şüphesiz kıyamet gelecektir. Onda hiçbir şüphe yoktur. Ve muhakkak Allah, kabirdekileri diriltecektir." (31)

Kur'an-ı Kerim, yeryüzünün ilk insanı ve aynı zamanda Allah Teala'nın ilk peygamberi olan Hz. Adem'i, yasaklanan ağaçtan yemesi sonucu dünya hayatına gönderirken, Adem'e olan ilk hitabında, ona insanların dünya sürecinde yaptıklarından dolayı ahirette hesaba çekileceğini bildirdiğini buyuruyor.

Allah Teala şöyle buyuruyor: "Hepiniz oradan inin!" dedik. Tarafımdan size bir yol gösteren gelecektir. Kim, benim yo­luma uyarsa, ona ne korku vardır, ne de üzülecektir. İnkar eden kimseler ve ayetlerimizi yalanlayanlar ise, onlar cehennemlik olanlardır, onlar orada temelli kalacaklardır." (32)

Yine Cenab-ı Hak, Kur'an-ı Kerim'de bütün Ademoğullarına şöyle hitap ediyor: "Ey İnsanoğulları! Size aranızdan ayetlerimizi okuyan peygamberler geldi­ğinde, kim, onların bildirdiklerine karşı gelmekten sakınır ve gidişini düzeltirse, işte onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir de. Ayetlerimizi yalanlayıp onlara karşı büyüklük taslayanlar ise, işte onlar cehen­nemliklerdir, orada temelli kalacaklardır." (33)

Yine Kur'an-ı Kerim, ilahi elçilerin şeyhi unvanını alan Hz. Nuh (a.s)'ın ümmetine olan en önemli mesajının Allah Teala'nın onları bitki gibi topraktan yeşerttiği, sonra tekrar ona döndüreceği, sonra da ondan çıkararak hesaba çekeceği olduğunu bildirir.

Kur'an-ı Kerim Hz. Nuh'un kavmine şöyle seslendiğini haber veriyor: "Ve Allah sizi topraktan bitirdi. Sonra sizi ona iade edecek ve bir daha oradan çıkaracaktır." (34)

Kur'an-ı Kerim, tevhid kahramanı Hz. İbrahim (a.s)'ın kavmine hitaben: "Siz Allah'ı bırakıp sâdece bir takım putlara tapıyor, aslı ol­mayan sözler uyduruyorsunuz. Doğrusu, Allah'tan başka taptıklarınızın size rızk vermeye güçleri yetmez. Artık rızkı Allah katında arayın. O'na kulluk edin. O'na şükredin. En sonunda siz O'na döneceksiniz" buyurduğunu bildiriyor.

Yine Kur'an-ı Kerim, Hz. İbrahim'in Kabe'yi inşa ettiği sırada Mekke şehri sakinleri için: "Rabbim! Burasını emin bir şehir kıl, halkından, Allah'a ve ahiret gününe inananları ürünlerle rızklandır" şeklinde dua ettiğini, Allah Teala'nın da: "İnkar edeni de az bir müddet geçindirir, sonra da onu ateşin azabına uğramak zorunda bırakırım, ne kötü sonuç" (35) cevabını verdiğini bildirir.

Yine Kur'an-ı Kerim, Hak Teala'nın Hz. Musa'yı peygamberlikle görevlendirirken ona: "Ey Musa! Verdiklerimle ve seninle konuşmamla seni insanlar arasından seçtim; sana verdiğimi al ve şükret" Ona levhalarda her şeyden bir öğüt yazdık ve her şeyi uzun uzadığa açıkla­dık; onlara sıkıca sarıl, milletine de emret en güzel şekilde tutsunlar. Size Allah'a karşı gelenlerin yurdunu göstereceğim. Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları, ayetlerimden yüz çevirtece­ğim. Onlar bütün ayetleri görseler, yine de inanmazlar; doğru yolu görseler, yol ola­rak benimsemezler; azgınlık yolunu görseler, hemen onu yol edinirler. Bu, onların mucizelerimizi yalan saymaları ve onlardan habersiz görünmelerinden ileri gelir. Ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalan sayan kimselerin işleri boşa gitmiş­tir. Onlar işlediklerinin karşılığından başka bir şeyle mi cezalanırlar?" (36) buyurduğunu ve Hz. Musa'nın hakka davet etmesine karşılık Firavun'un: "Beni bırakın da Musa'yı öldüreyim, o, Rabbine yalvara dursun. Onun, sizin dininizi değiştireceğinden veya yeryüzünde bozgunluk çıkaracağından korkuyo­rum" demesine karşılık Hz. Musa'nın: "Doğrusu ben, hesap görülecek güne inanmayan böbürlenenlerin hepsinden, benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olan Allah'a sığınırım" (37) buyurduğunu haber verir.

Bu arada Kur'an-ı Kerim, Hz. Musa ile Firavun arasında geçen bu tartışma esnasında Firavun'un ailesinden bir kişinin Hz. Musa'ya gizlice iman ettiğinden söz ediyor ve onun kavmine nasihat ederken: "Ey milletim! Bana uyun, sizi doğru yola eriştireyim. Ey milletim! Şüphesiz bu dünya hayatı geçicidir, ama ahiret, doğrusu işte o, asıl kalınacak yurttur. Kim bir kötülük işlerse ancak onun kadar ceza görür. Kadın veya erkek, kim, inanarak salih amelde bulunursa, işte onlar cennete girerler; orada hesapsız şekilde rızıklanırlar. Ey milletim! Nedir başıma gelen? Ben sizi kurtuluşa çağırıyorum, siz beni ateşe çağırıyorsunuz. Siz beni Allah'ı inkar etmeye, bilmediğim bir şeyi O'na ortak koşmaya çağı­rıyorsunuz; ben ise sizi, güçlü olan, çok bağışlayan Allah'a çağırıyorum. Beni kendisine çağırdığınızın, bu dünyada da ahirette de çağırabilecek kabi­liyette olmadığında, hepimizin Allah'a döneceğinde, aşırı gidenlerin ateşlikler olduk­larında şüphe yoktur. Size söylediğimi hatırlayacaksınız. Ben işimi Allah'a bırakıyorum. Doğrusu Allah, kulları görür" (38) dediğinden bahsediyor.

Yine Cenab-ı Hakk'ın, Hz. İsa (a.s)'a: "Ey İsa! Ben seni eceline yetireceğim, seni kendime yük­selteceğim, inkar edenlerden seni tertemiz ayıracağım; sana uyanları, kıyamet gü­nüne kadar, inkar edenlerin üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz Bana'dır. Ayrılığa düştüğünüz hususlarda aranızda hükmedeceğim. İnkar edenleri de dünya ve ahirette şiddetli azaba uğratacağım. Onların hiç yardımcıları olmayacaktır. İnanıp salih amellerde bulunanların ecirleri ise tastamam verilecektir. Allah zalimleri sevmez" (39) buyurduğunu haber veriyor.

Velhasıl Kur'an-ı Kerim, bütün ilahi peygamberlerin davetlerinin, mebde ve mead olmak üzere iki temel üzere kurulduğunu beyan buyurmaktadır.

Sonra Kur'an-ı Kerim, bizzat kendi davetini de bu iki ilke üzerine temellendirerek, mead konusuna bütün ilahi kitaplardan daha fazla ehemmiyet veriyor. Şimdi Kur'an-ı Kerim'in kendi muhataplarına mead konusunda verdiği mesajlardan bazı örnekler verelim.

Allah Teala şöyle buyuruyor: "Biz, gökleri, yeri ve her ikisi arasında bulunanları hak olarak yarattık. Kıyamet günü şüphesiz gelecektir. O halde yumuşak ve iyi davran." (40)

Yine Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor: "Ey insanlar! Rabbinizden sakının; doğrusu kıyamet gününün sarsıntısı büyük şeydir. Kıyameti gördüğünüz gün, her emzikli kadın emzirdiğini unutur, her hamile kadın çocu­ğunu düşürür, insanların sarhoş olduklarını görürsün; oysa sarhoş değildirler, fakat Allah'ın azabı çok çetindir." (41)

Yine Cenab-ı Hak Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurmuştur: "Ey iman edenler! Alışverişin, dostluğun ve şefaatin olmayacağı günün gelme­sinden önce, sizi rızıklandırdığımızdan hayra infak edin. İnkar edenler, işte onlar zalim kimselerdir." (42)

Bu ayetler, Kur'an-ı Kerim'in mead konusuna değindiği onlarca ayetlerden sadece birkaçıdır. Bütün bu ayetler İslam dininin mead konusuna ne kadar önem verdiğini göstermektedir.

Ancak ilahi elçilerin meadın gerçekleşeceği hususundaki bu ısrarlarına karşılık, genellikle müstekbirlerden oluşan materyalist düşünceli bir grup, meadın gerçekleşmesinin bilim açısından imkansız olduğunu ileri sürerek, böyle bir iddianın ortaya atılmasının, ya çıkar amaçlı bir iftira olduğunu, ya da bu iddiada bulunan kimsenin aklını yitiren deli bir kimse olduğunu ortaya atmışlardır.

Kur'an-ı Kerim onların bu iddialarına değinerek, ilk yaratılış, tabiatın öldükten sonra tekrar dirilmesi, insanın yaratılış süreci ve bilahare ilahi kudretin sonsuzluğu ilkesine dayanarak, meadın gerçekleşmesinin mümkün olduğunu ispatlamıştır. Şimdi meadı inkar eden materyalist düşünceli insanların görüşlerine ve Kur'an-ı Kerim'in onlara verdiği cevaplara kısacaca bir göz atalım.
Kur'an ve Meadı İnkar Eden Materyalistler

Yukarıda bir grup materyalist düşünceli insanların meadı inkar ettiklerini söylemiştik.

Kur'an-ı Kerim, onların: "Hayat ancak bu dünyadakinden ibarettir, biz dirilecek değiliz" (43) veya: "Bu dünya hayatımızdan başka bir hayat yoktur. Ölürüz ve yaşarız; bizi ancak za­manın geçişi yokluğa sürükler" (44) dediklerini hatırlattıktan sonra, onların hiçbir ilmi kanıta dayanmadan böyle bir iddiada bulunduklarına işaret ederek; "Onların bu hususta bir bilgisi yoktur, sadece böyle sanırlar" (45) buyurur.

Sonra Kur'an-ı Kerim, onların meadın gerçekleşeceğini ortaya koyan ilahi peygamberler hakkında olan: "İnkar edenler, insanlara: "Size, siz parça parça dağılıp yok olduğunuz zaman yeniden dirileceğinizi haber veren bir adam gösterelim mi? Allah'a karşı yalan mı uyduruyor, yoksa kendisinde delilik mi vardır?" derler" (46) düşüncelerine işaret ettikten sonra, hemen "Hayır; ahirete inanmayanlar, azapta ve derin bir sapıklık içindedirler" (47) buyurarak, ilahi elçilerin onların bu isnatlarından müberra olduklarını ve asıl onların kendilerinin derin bir sapıklık içinde olduklarını vurguluyor.

Demek ki, materyalist düşünceli bu tip insanlara göre, ilahi elçiler, ya çıkar peşinde olan iftiracı kimselerdir, ya da aklını yitirmiş deli.

Peki; onlar, peygamberler hakkında niçin böyle düşünüyorlar? Niçin peygamberlerin deli olduğu kanısına varıyorlar? Onlara göre, peygamberler hakkında böyle düşünmelerinin sebebi, onların kendilerince, akıl almaz çok uzak bir ihtimal gördükleri, belki de imkansız saydıkları bir şeyi, peygamberlerin gerçek gibi göstermeye çalışmalarıdır.

Kur'an-ı Kerim, onların bu düşüncelerini şöyle naklediyor: "Öldüğünüz, toprak ve kemik yığını olduğunuz zaman tekrar dirilmenizle sizi tehdit mi ediyor? Oysa tehdit edildiğiniz şey ne kadar, hem de ne kadar uzak! Hayat ancak bu dünyadakidir. Ölürüz ve yaşarız; tekrar diriltilmeyiz. Bu, sâdece Allah'a karşı yalan uyduranın biridir. Biz ona inanmayız." (48)

Peki, onlar mead konusunun akıl dışı uzak bir ihtimal ve belki de imkansız olduğunu neye bağlıyorlar?

Kur'an-ı Kerim, onların mead konusunu ortaya koyan ilahi elçilere güldüklerini ve çürüyüp toprağa karışan insan kemiklerinin tekrar diriltilmesini imkansız görüp bu görüşlerine: "Biz kemik ve ufalanmış toprak olduğumuz zaman, yeniden mi diriltileceğiz?" (49) "...Çürümüş kemikleri kim canlandırabilir?..." (50) şeklinde delil getirdiklerini bildiriyor.

O halde materyalist düşünceli bu tip insanların meadı inkar etmeye getirdikleri deliller, sadece ölerek çürüyüp toz toprak olan insan bedeninin tekrar canlanmasının imkansız olduğu iddialarıdır.
Kur'an-ı Kerim'in Meadı İnkar Eden Materyalistlere Cevabı

Kur'an-ı Kerim'in, meadın imkansız olduğunu ileri sürerek inkar eden materyalistlere karşı; ilk yaratılış, tabiatın öldükten sonra tekrar dirilmesi, insanın yaratılış süreci ve bilahare ilahi kudretin sonsuzluğu ilkesine dayanarak meadın mümkün olduğunu ispatladığına işaret etmiştik. Şimdi Kur'an-ı Kerim'in meadın mümkün olduğuna getirdiği delilleri teker teker kısaca gözden geçire lim.




(21)- İlahiyat Cafer Sübhani'nin s. 447 naklen Tarih-i Camii Edyan s. 310

(22)- İlahiyat Cafer Sübhani'nin s. 447 naklen Tarih-i Camii Edyan s. 310

(23)- İlk Semuol 2. bölüm 6. cümle

(24)- Esfiya Nebi'nin Kitabı 1. bölüm 18. cümle

(25)- Eşiya: 26. bölüm 19.cümle

(26) - Hıristiyanlar, Hz. İsa (a.s)'ın babası olmadığından Cenab-ı Hakk'ı Hz. İsa'nın babası olarak anarlar.

(27)- Matta İncili 16. bölüm 27. cümle

(28)- Matta İncili 13. bölüm 49 ve 50. cümleler

(29)- Markos İncili 9. bölüm 42. cümleden 49. cümleye kadar

(30)- Yuhanna İncili 6. bölüm 39 ve 40. cümleler

(31)- Hac: 7

(32)- Bakara: 38, 39

(33)- A' raf: 35, 36

(34)- Nuh: 17, 18

(35)- Bakara: 126

(36)- A'raf: 144. ayetten 147. ayete kadar

(37)- Mü'min: 26, 27

(38)- Mü'min: 38. ayetten 44. ayete kadar

(39)- Al-i İmran: 55. ayetten 57. ayete kadar

(40)- Hicr: 85

(41)- Hac: 1, 2

(42)- Bakara: 254

(43)- En'am: 29

(44)- Câsiye: 24

(45)- Câsiye: 24

(46)- Sebe: 7

(47)- Sebe: 8

(48)- Mü'minun: 35. ayetten 38. ayete kadar

(49)- İsra: 49

(50)- Yâsin: 78

next page



ALINTI
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
İslam Dininde Mead İnancı
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Temel İnançlarımız-
Buraya geçin: