Evrensel Müzikte Tek Lider
 
AnasayfaAnasayfa  Son EklenenSon Eklenen  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Kafi mi?_______

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
AYISIGI



Mesaj Sayısı : 247
Points : 746
Kayıt tarihi : 10/05/10

MesajKonu: Kafi mi?_______   C.tesi Mayıs 15, 2010 9:46 pm

Kafi mi?

Allah’ın verdiği bu aciz akıl
O’nu derk etmeye bize yeter mi?
Ne kadar istesen göğe secde kıl,
Görünmezi görmek göze yeter mi?

Elimiz uzundur, aklımız gödek(1)
Bir taşın üstünde bir bostan ekmek
İnsan yüreğinin resmini çekmek
Allah’ım, bir renge, boza kafi mi?

Kalbimi şiirimle diyenden beri,
Sandım sözümdedir fikrin cevheri
Sorurum duyduğum derinlikleri
Hissim kadar demek söze kafi mi?

Ekim 2001
1) Gödek: Kısa
(Türkiye Türkçesi’ne Dipnotlarla Aktaranlar: Seriyye Gündoğdu- Bayram Gündoğdu)

.

Bahtiyar Vahabzade ........Alinti
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
AYISIGI



Mesaj Sayısı : 247
Points : 746
Kayıt tarihi : 10/05/10

MesajKonu: Kafi mi?_______?   C.tesi Mayıs 15, 2010 9:47 pm

Sadece Azerbaycan edebiyatının değil, tüm Türk edebiyatının sesi olan Bahtiyar Vahabzâde, geçtiğimiz gün Bakü'deki evinde vefat etti. Türkiye hakkında anlatılan hikâyelerle büyüyen ve şairliğinin yanı sıra bilim adamlığı yönüyle de tanınan Vahabzâde, yaşamdan edindiği izlenimleri benliğinde yoğurmuş ve Türk Dünyasının ortak duygularını, özlemlerini, serzenişlerini dile getirmiştir. Temelini, kendine has bir duygu ve düşünce dünyasının oluşturduğu sanat anlayışıyla yarattığı şiir ve dramalarının yanında makale, monografi gibi değişik türlerde verdiği eserleri pek çok dile çevrilmiş ve sayısız kişi tarafından okunmuştur. Ayrıca, ana dili uğruna büyük bir mücadele içerisinde olan Vahabzâde, Türkiye'ye olan derin sevgisiyle de bilinmektedir.

Bahtiyar Vahabzâde, 16 Ağustos 1925 tarihinde Azerbaycan'ın kuzeyinde yer alan ve yemyeşil doğasıyla anılan Şaki'de doğmuştur. 9 yaşında iken ailesiyle beraber Bakü'ye göç etmiş ve 1942 yılında Bakü Devlet Üniversitesi Filoloji Bölümüne girmiştir. Mezun olduktan sonra bu bölümde öğretim üyeliği görevine başlayan Vahabzâde, "S. Vurğunun Lirikası"nın ardından "S. Vurğunun Həyat və Yaradıcılığı"" adlı eseri ile doktorasını tamamlamış, profesörlüğe kadar yükselmiş ve aynı üniversitede çeşitli dersler vermiştir.

1945 yılında Yazarlar Birliği üyeliğine seçilen Vahabzâde, 1962 yılında Sovyet yönetimi tarafından, "Gülistan" adlı eserinin "milliyetçi unsurlar" barındırdığı gerekçesiyle 2 yıl boyunca öğretim üyeliğinden azledilmiştir. 1980 yılında Azerbaycan İlimler Akademisi muhbir üyesi olmuş, 1984 yılında "halk şairi" unvanını almış, 1995 yılında ise Azerbaycan için verdiği mücadele dolayısıyla "İstiklal Nişanı"na lâyık görülmüştür. 1980 ile 2000 yılları arasında milletvekilliği görevinde de bulunan Vahabzâde, 13 Şubat 2009 tarihinde vefat etmiştir.

Yazın hayatına İkinci Dünya Savaşının en ağır yıllarında adım atan Vahabzâde, ilk şiirlerini savaşın kızıştığı 1943 yılında kaleme almaya başlar. "Mektep Şiirleri" adını taşıyan eserinde kendi şiir tekniğini ve sanatının ilkelerini ortaya koyar. Felsefî yorumlamalardan insanın iç dünyasına, millî konulardan bağımsızlık düşüncesine kadar pek çok unsuru onun eserlerinde görebilmek mümkündür. Tüm bu unsurları özgün bir şekilde eserlerine yansıtmayı başarabilen Vahabzâde, "Men ve Dünya", "Men ve Zaman", "Menle Men", "İkinci Ses" gibi eserleri ile de sınırlar içine hapsedilmiş bireyin duygularını öne çıkarır.

Ana dil konusunda son derece titiz olan ve eserlerinde Azerbaycan Türkçesini oldukça sade, açık bir şekilde kullanan Vahabzâde'nin "Vicdan", "İkinci Ses", "Yağıştan Sonra", "Yollara İz Düştü", "Feryad", "Nereye Gidiyor Bu Dünya?", "Kendimizi Kesen Kılıç", "Cezasız Günah", "Darağacı" adlı tiyatro eserleri Bakü Akademik Devlet Dram Tiyatrosu'nda oynanmıştır.

70'ten fazla şiir kitabı, 2 monografisi, 11 ilmî yayını ve oynanan 9 piyesi ile Bahtiyar Vahabzâde'yi sadece Azerbaycan ile bütünleştirmek büyük bir hata olacaktır. O, eserlerinin çoğunda ortak dil ve kültüre ait unsurlardan bahsetmiş, Hür Azerbaycan için mücadele göstermiştir. Ülkesinin bağımsızlık sembolü olan Vahabzâde, düşünceleriyle kendisinden sonra yetişen pek çok şair ve yazarı etkilemeyi de başarabilmiştir. Cengiz Aytmatov, Vahabzâde ile ilgili olarak şunları söyler:

Bahtiyar Vahabzâde, hepimize has olan ihtiraslardan, doğrudan doğruya zaman, mekân ve fezânın mücerret âlemine günümüzün heyecanlarına, dünyanın atom tehlikesine köprü fikirler atar, köprü tablolar çizer. Yine her birimize, bütün nesillere, yine insana, komşusuna, od ocağına ve bundan sonra bütün kâinata yüz tutar. Sanatkârlığının çiçeklenme ve müdriklik devrine kadem koyan büyük şairin ölçüsüz istidâdı böylece meyve verir; böylece inkışâf eder. Zannımca, okuyucuların çoğu, bugün kendisini, kendi dünyasını, kendi hırs ve heyecanlarını Bahtiyar'ın şiirlerinde bulabilir; çünkü onun manzumelerinde, zaman yaşıyor. Bizim kaygı yükümüzü taşıyan, derd ü serimize ortak olan, koynunda yaşadığımız zaman... Şiirlerin kudreti de işte bundadır.

"Ana Dili" adlı şiirinde Bahtiyar Vahabzâde'nin ana dil konusundaki düşüncelerini görebilmek mümkündür:

ANA DİLİ

Dil açanda ilk defa ‘ana’ söylerik biz
‘Ana dili’ adlanır bizim ilk dersliyimiz
İlk mahnımız laylanı anamız öz südüyle
İçirir ruhumuza bu dilde gile-gile.

Bu dil - bizim ruhumuz, eşgimiz, canımızdır,
Bu dil - birbirimizle ehdi-peymanımızdır.
Bu dil - tanıtmış bize bu dünyada her şeyi
Bu dil - ecdadımızın bize goyup getdiyi
En gıymetli mirasdır, onu gözlerimiz tek
Goruyub, nesillere biz de hediyye verek.

Bizim uca dağların sonsuz ezemetinden,
Yatağına sığmayan çayların hiddetinden,
Bu torpağdan, bu yerden,
Elin bağrından gopan yanığlı neğmelerden,
Güllerin renglerinden, çiçeklerin iyinden,
Mil düzünün, Muğanın sonsuz genişliyinden,
Ağ saçlı babaların aglından, kâmalından,
Düşmen üstüne cuman o gıratın nalından
Gopan sesden yarandın.
Sen halgımın aldığı ilk nefesden yarandın.

Ana dilim, sendedir halgın aglı, hikmeti,
Ereb oğlu Mecnunun derdi sende dil açmış.
Üreklere yol açan Füzulinin sen’eti,
Ey dilim, gudretinle dünyalara yol açmış.
Sende menim halgımın gahramanlığla dolu
Tarihi verağlanır.

Sende neçe min illik menim medeniyyetim
Şan-şöhretim sahlanır.
Menim adım, sanımsan,
Namusum, vicdanımsan!
Milletlere halglara halgımızın adından,
Mehebbet destanları yaradıldı bu dilde.

Bu dil - tanıtmış bize bu dünyada her şeyi.
Bu dil - ecdadımızın bize goyup getdiyi
En gıymetli mirasdır, onu gözlerimiz tek
Goruyub, nesillere biz de hediyye verek

Vahabzâde'nin eserlerinden bazıları şöyledir:

- Menim Dostlarım (1949)
- Bahar (1950)
- Dostlug Nağmesi (1952)
- Çınar (1956)
- Ceyran (1957)
- Seçilmiş Eserleri (1961)
- İnsan ve Zaman (1964)
- Semed Vurgun (1968)
- Tan Yeri (1973)
- Yücelikte Tenhalık (1978)
- Özümle Sohbet (1985)
- Şehitler (1990)
- Sandıktan Sesler (2002)........Alinti
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Kafi mi?_______
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Azeri Siirler-
Buraya geçin: